
Beşiktaş'ın Portekizli
yıldızı Manuel Fernandes, kendisi hakkında bilinmeyenleri ve ilginç
açıklamalarıyla yayıncı kuruluşta yayınına katıldı.
Başarılı oyuncu
futbola başladığı dönemden Beşiktaş ve Türk futbolu ile ilgili önemli
tespitlerde bulunarak dünyada hiçbir futbolcunun ne kadar çalışırsa çalışsın
Messi'nin seviyesine ulaşamayacağını söyledi.
İşte Portekizli yıldızın o açıklamaları:
Türkiye'ye gelemeden önce Türk futbolu hakkındaki görüşlerin nasıldı?
Buraya geldikten sonra görüşlerin değişti mi?
-Açıkçası buraya
geldikten sonra fikrilerim değişmedi. Türkiye'de herkes kalpten oynuyor.
Gerçekten kaliteli bir lig.
Türk futbolu Avrupa futbolunun neresinde? Bir sıralama yaparsan Türk
futbolunu nereye koyarsın?
-En üst sırada
İspanya, İtalya, Almanya ve İngiltere ligleri yer alıyor. Türkiye ligi de bu
liglerin ardından ilk 10'a girer.
Buraya gelen yabancılar, Türk futbolunun sert oynandığını söylüyor. Aynı
fikirde misin?
-Türkiye ligi
İspanya ve İngiltere liglerine baktığımızda pekte sert bir lig değil. Bu iki
ligdeki mücadele oldukça sert. Türkiye'deki futbolcular başta da söylediğim
gibi kalpten oynuyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Türkiye ligi kolay bir
lig değil.
Futbola nasıl başladın?
-8 yaşındayken
futbol oynamaya başladım. Küçük yaşlarda futbol oynadığım dönemlerde annemin ve
kardeşlerimin büyük desteği vardı. Başlarda futbolu meslek olarak değil, hobi
olarak görüyordum. 15-16 yaşından sonra futbolu ciddiye alarak oynamaya
başladım.
Futbola hangi mevkide başladın?
-Futbola sol açık
olarak başladım.
15-16 yaşından sonra futbolcu olmaya kendisimi karar verdi yoksa teşvik
mi ettiler?
-Oynadığım kulüp
olan Benfica'da yöneticilerimiz ve hocalarımız, benim için bu işte geleceğimin
olduğunu biraz daha çalışırsam profesyonel bir kariyer yapacağımı söylediler.
Ondan sonra okulu ikinci planda bırakmaya başlayaark futbola odaklandım.
Özeleştiri yaparsan,
eksilerini ve artılarını söyleyebilir misin?
-Kafa toplarımı
geliştirebilirim. Bu yönde iyi olmadığımı düşünüyorum. Bunun yanı sıra sol
ayağımı da geliştirmem gerektiğini düşünüyorum. Henüz yaşım genç, gelişmek için
önümde yol olduğunu düşünüyorum.
Güçlü yanlarıma
gelirsek, duran toplarda özelikle frikik ve kornerlerde etkili olduğumu
düşünüyorum. Son aylarda takım olarak da duran toplar konusunda kendimizi
geliştirdik. Toplu oyunda ciddi bir güvenim var. Topu kaybetmekten korkmuyorum
ama kaybetsem dahi bir sonraki pozisyonda topu tekrar kazanabileceğimi
düşünüyorum.
Beşiktaşlı taraftarlar; "Topla o kadar iç içe ki, futbol topu onun
bir uzvu" futbol topunu bir uzvu olarak görüyor mu?
-Topla kendimi çok
rahat hissediyorum. Topun, vücudumun bir parçası olduğunu söyleyemem ama topla
özgüvenim yüksek. Top ayağımdayken kendimi rahat hissediyorum.
Duran topları çok iyi kullanıyorsun. Bunun için özel bir çalışma yapıyor
musun?
-Maçlardan önce
takım olarak duran top çalışması yapıyoruz. Benim topu nereye vurduğumdan çok,
topa vuracak arkadaşlarımın da pozisyonu çok önemli. Onlarla da topa vurmadan
önce ve idmanlarda konuşuyorum. Ve topu, arkadaşlarımın istediği noktaya
göndermeye çalışıyorum.
Futbolcu olmasaydın ne olurdun? Benim iki tahminim var; birincisi pilot,
ikincisi de araba yarışcısı.
-Araba yarışcısı ve
pilot ilk tercihlerim olmazdı. Okulu bırakmasaydım, sporla ilgili spor
öğretmenliği ve spor akademisin de birşeyler okumayı tercih ederdim.
Dünyaya bir daha gelsen yine futbolcu mu olurdun?
-Kesinlikle.
Futbol sevgisi, sevgilerin kaçıncı sırasına koyarsın?
-Futbol sevgisi çok
yüksekte. Futbol hayatım, futboldan yüksekte sadece ailem ve dostlarım var.
Hobilerin ve fobilerini öğrenebilir miyiz? Sahaya çıkarken bir uğuru var
mı?
-Uğur ve totem gibi
şeylere inanmıyorum. Hobilerime gelecek olursak, televizyon seyretmek, film ve
dizi izlemek. Kamplarda ve antrenmanlarda arda kalan zamanlarımı internette
geçiriyorum. Bunun yanı sıra Play Station oynamayı çok seviyorum.
İstanbul'u seviyor musun? Türkiye'ye alıştın mı?
-İstanbul'un en
büyük sorunu olan trafiği saymazsak, bu kent yaşamak için çok güzel bir şehir.
Geldikten 1 ay sonra buraya uyum sağladım. Burada yaşamaktan zevk alıyorum.
Çok yetenekli bir
futbolcusun ama 7 hafta kadroya giremedin. O 7 haftalık süreçte neler yaşadın?
Hiç burayı bırakıp, gitmeyi düşündün mü?
-Buradaki
fikirlerim pekte objektif olmaz. Ben, bu denklemin kötü tarafındayım. Sonuçta
hocanın kararı ve buna saygı duymak lazım. Hocanın da bu kararında kendine göre
sebepleri olabilir. Bu sıkıntılı süreç daha da uzasaydı gitmeyi düşünürdüm.
Carvalhal'e neden oynatılmadığını sordun mu?
-Bu konuya ilişkin
kendisiyle bir görüşmemiz olmadı.
Futbol hayatı boyunca bu kadar uzun süre kadro dışı kaldın mı?
-Sakatlıklar
dışında ilk kez bu kadar uzun süre formamdan ayrı kaldım.
Senin için o dönem zorlu mu geçti?
-Hoş bir his
değildi. Elinizden gelenin en iyisini yapıp, çalışmaya devam ettiğinizde sizin
için en doğru şeyin yapılacağını biliyorsunuz. Dediğim gibi süreçte bu şekilde
oldu.
Beşiktaş'ta bir 10
numara eksikliği hissediliyor mu?
-Bazen. Mesela,
hatların yakın oynandığı bir maçta örneğin Pazar günü oynadığımız Ankaragücü
maçı gibi, hatları bilen birinin varlığı bizim için iyi olabilirdi. Ama,
Ankaragücü maçını kazansaydık bu yorumda bile bulunmazdım.
Spor Toto Süper Lig'de seni etkileyen bir takım var mı? Sence en iyi futbolu kim
oynuyor?
-Şuan için
Galatasaray diyebilirim. Sonuçta liderler.
Genelleme yaparsak, hangi takımda hangi futbolularla yan yana oynamak
isterdin?
-Redondo'nun
oynadığı dönemdeki Real Madrid takımında oynamak isterdim.
Messi'yi nasıl anlatırsın?
-O bu dünyadan
değil. Ona karşı oynadım ve o diğer futbolculardan kesinlikle farklı!
Nesi farklı?
-Onda neyin farklı
olduğunu bilmiyorum ama Allah vergisi bir yeteneği var. 100 yıl da antrenman
yapsanız onun seviyesine gelemezsiniz.
Sence yeryüzüne böyle bir futbolcu bir daha gelmez mi?
-İnsanlar
Maradonalı dönemlerde de aynı cümleleleri kuryorlardı. Nitekim bugün Messi'yi
konuşuyoruz. Muhtemelen Messi'den sonra da adından çokça bahsedilecek yetenekli
bir futbolcu gelecektir.
Sence, Ronaldo, Zidane ve Maradona üçlüsünden hangisi daha yetenekli?
-Maradona'yı canlı
izlemediğimin için birşey diyemem ama benim tercihim Zidane olurdu.
Neden Zidane?
-Kendisine karşı
oynama fırsatım olmadı ama o forma giydiği Juventus, Real Madrid ve Fransa
Milli Takımı'nda takım üzerine büyük bir etkisi olan bir futbolcuydu.
Beşiktaş için ne düşünüyorsun? Şampiyonluk hakkındaki düşüncelerin neler?
-Şampiyonluk için
şansımız var. Yoğun bir maç takvimimiz var, bundan şikayet etmiyorum hatta her
kulvarda mücadele ettiğimizi düşünürsek olumlu bir durum. Lider Galatasaray ile
aramızda 7 puan fark var. Bu puan farkını kapatıp, play-off a avantajlı girip şampiyon
olmak istiyoruz.
Beşiktaş üç kulvarda birden mücadele ediyor. Sence Beşiktaş'ın kadrosu
yeterli mi?
-Hocamız başka bir
futbolcuya ihtiyaç duyulmadığını söyledi. Hocamız böyle düşündüğüne göre demek
ki kadromuzda üç kulvarda mücadele edebilecek güçte.
Bir
futbolcunun performansını etkileyen birkaç unsur var. Bunlardan birincisi seks,
ikincisi içki ve sigara üçüncüsü de uykusuzluk. Sence bu faktörlerden hangisi
profesyonel futbolcuyu negatif yönde etkiliyor?
-Sigara ve içki
kötü ama uykusuzluk bir futbolcunun performansını doğrudan etkiliyor.
Uykusuzluk yüzünden bir futbolcu tam randımanlı oynayamıyor.
İnönü Stadyumu'na çıktığında neler hissediyorsun?
-Evimizde çok
güçlüyüz. Bunda taraftarımızın çok büyük etkisi var. Stoke City maçında geriye
düşmemize rağmen bize inanan taraftarımız çok büyük destek verdi. Sonuç ortada,
maçı kazandık. Taraftarımızın katkısıyla galip geliyoruz.
Kaç sene daha futbol
oynamayı düşünüyorsun?
-Ya vücudum izin
verene kadar ya da birileri benim performansımdan tatmin olmadığı zamana kadar.
Futbolu bıraktıktan sonra, futbolun içinde olmayı düşünüyor musun?
-Hayat ne getirir
bilmiyorum ama bugünkü düşüncemde futbolu bıraktıktan sonra futbolun içinde
kalmayı düşünmüyorum.
Son soru Beşiktaş'ta
huzurlu ve mutlu mu?
Burada olmaktan ve
futbol oynamaktan çok mutluyum.